SEVGİ GONCA BİR GÜLDÜR GÖNÜLLER DE..!!

Hakkımda

Hayatınızda neleri çıkarıp bu ateşe atmak isterdiniz? Eliniz de bir silgi olsa ve dilediğiniz şeyleri silme hakkınız verilse hangi yaşanmışlıkları yok ederdisiniz? Gözünüzün önüne kimler geliyor affedemediğiniz? canmas_sevgi@hotmail.com Rüyalarınıza bile giren, geceleri kan ter içinde uyanmanıza sebap olan bir şeyler varmı hyatınız da?
Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım

KEDER SANA YAKIŞMIYOR - 01:23, 17/8/2006

 

 

 

 

 

 
                                   Keder Sana Yakışmıyor

 

Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli

Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahsun kederli değildin eskiden

Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karadı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz


16 Yorum | Yorum yaz

duygulu babanın ümitli bekleyişi - 12:51, 15/8/2006

Bu resmi bir rakadaşın bloğunda gördüm

kendisi 2001 den beri kayıpmış

bu ilanı görünce duygulandım kemdimi bir an onun yerinde hissttim

onun için kendi sayfamda bu ilanı yayınlıyorum

siz blog arkadaşlarım benim hissettiklerimi hissederseniz sizde

bir köşenizde bu ilanı yaynlayacağınızdan eminim

ayrıca

bu resimdeki kardeşimizi gören anımsayan biri çıkarsa

bu adrese başvurmalarını istiyorum

 

http://www.blogcu.com/500y03

 

 


2 Yorum | Yorum yaz

CANAN - 12:44, 15/8/2006

 

               CANAN

 

Sen seveni bul, sevginden ötesi yalan...

Sen gönlünü bul senden ötesi zaman...

Sen rab bı bul dünyanın gerisi yalan...

Sen canansın seni seven can da kalan...

 

Bulunca seveni bak ahlakına...

Varsa sen kadar yürek al nikahına...

Yoksa gururu taşıyamaz ruhunu...

Sen canansın dağıt huzuru...

 

Ben bir dostum senin kalbine...

Dinlersen beni onunla dinle...

Sen kalbini koysanda ortaya...

Canan kadarı yok bu dünyada.

 

 

     not:bu şiiri benim kardeşim sayılan biri yazdı bana ve çok beğendim kardeşimi,n sayfasına beklerim

www.blogcu.com/turgutozdemir65                                                                                  

 


3 Yorum | Yorum yaz

BİTİŞİN ÇIĞLIĞI - 11:34, 8/8/2006

 

 

 

BİTİŞİN ÇIĞLIĞI

 

Kararınız ne olursa olsun acı çekeceğinizi bildiğiniz durumlarda, bir
karara varmak çok güçtür. Özellikle sevgi ilişkilerini bitirirken,
ayrılıkların da başlangıcında. Bir şey olur, bir şey yaşanır ya da olması
gereken gerçekleşmez. İşte o zaman içinden bir parça kopar insanın.
"Bu bana göre değil, hak etmiyorum ben bunları" diye düşünür.

Aşk varsa, sevgi oluşmaya başlamışsa, başını hızla bir yere
vurduğunda hissettiği acıdan daha keskin bir acı kaplar ruhunu.
İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, "kendine gel, yaptığını fark
et" demek ister.

İlk sarsıntı bazen bir kucaklaşmayla, bazen bir
özür ya da özrü sembolize eden bir davranışla, daha kötüsü bazen
hiç konuşulmadan geçer gider. Ama ardı arkası kesilmiyorsa
incinmelerin ya da farklılıklardaki yansımaların, yürekteki
acı büyür iyice. Ve başlar çatışma.

Yürek, ilkel toplumlardaki tamtamların çığlığıyla sarsılırken,
akıl yüreği sakinleştirmeye, çözüm üretmeye çabalar. Paramparça
hisseder kendini insan.

Benliğe, doğrulara, sağlıklı birlikteliğe
duyulan özlemle, sevgiliye duyulan özlem arasında takılı kalır.
İlkel çalgıların ve çığlığın ritmi artarsa eğer, yani var olanlara
yenileri eklenirse, akıl daha çok frene basar.

Bu kez "kendine
gel !" denen, kendisidir. Çünkü aynada görülen, göz kapakları
düşmüş, dudakları sarkmış yüz, artık mutlu degildir.

Yapılacak tek bir şey vardır. "Ya olduğu gibi kabul et ve
acı çekme ya da çık git." Bilir bilmesine bunu yürek de,
gitmeyi istemez. Bedenini uzaklaştırmayı değil, onu
göğsüne sokmayı ister. Sarılmak, daha çok bir olmak.

Hele bir de paylaşılan zaman ve yaşam parçaları çoksa,
umutlar ve hedefler beraber konduysa, emek harcandıysa var
olmak için, daha da güçleşir gitmek.

 

 


5 Yorum | Yorum yaz

zuhal olcayın röportaşı - 09:46, 4/8/2006

Sayıları çok az da olsa var.
Evlenmeden de mutlu olan kadınlar yani...
Eski eşi Haluk Bilginer'in, Aşkın Nur Yengi ile evlenmesinden sonra Zuhal Olcay'a garip bir soru yöneltmişler, "Siz de evlenecek misiniz?" gibi bir şey...
Ne sinir bir soru...

 O da çok güzel bir cevap vermiş,

 "

Herkes neden benim evlenmemle ilgileniyor

 

anlamadım. Ben evlenmeden de mutlu olabilen biriyim"

Evet, evlenmeden mutlu olabilen kadın sayısı çok az dedim.
Hatta biraz daha ileri gideyim, hayatında iyi ya da kötü bir erkek olmadan mutlu olabilen kadınların sayısı da çok az.
Sapıtmalar da işte bu yüzden.
Abuk sabuk ilişkiler, evlilerle, çıtırlarla çıkmalar da
bu yüzden...
"Yeter ki biri olsun"
Ben size bir şey söyleyeyim mi, bu mantıktaki kadınlar ya da erkekler hayatlarında biri olunca da mutlu olamazlar.
Olay hep şöyle gelişir:
Önce yalnız mutsuzdur. Sonra birini arar, bulur; flörtüyle mutsuz olur. Buna rağmen hemen onunla evlenmeye çalışır. Evlenir yine mutlu olmaz.
Böyle mutsuzluk halkalarını birbirine geçirir durur. Çünkü insan önce kendi kendine mutlu olmalı sonra birisiyle birlikte mutlu olmaya çalışmalı.
Zuhal Olcay'ın bu sözleri klasik olsa da, bana çok şey hatırlattı.

 İnsanın önce kendisiyle mutlu olması gerektiğini

 

ve hemen arkasından da lezzetli ve şık bir intikam

 

yemeğini... (Hani, "Eski eşinize inat evlenecek

 

misiniz?" diye sormuşlardı ya, o bakımdan...)

 

 Hep söylediğim, inandığım şu sözleri... Birisinden

 

intikam almanın en güzel ve en doğru

tek yolu vardır", o da; "Onsuz da mutlu

olabilmektir."

 

Teşekkürler Zuhal Olcay..

 

. Aman bir süre daha evlenmeyin, ne olur?

 

 


5 Yorum | Yorum yaz

GELİŞİN VEDADIR BANA [ hoşcakal ) - 09:27, 4/8/2006

 

GELİŞİ N VEDADIR BANA

 

yalnızlığın kol gezdiği gecede

tekmil ayak sesleri çekilmişken

üşüyen yüreğime

zemheri bir karanlık gibi yokluğun çöker

yalnı zlık koynumda büyürken

geli şin vedadır bana

 

yağmurların ıslattığı kaldırımlarda

elin elime değerek

ya da

sarılıp sana sıkı sıkıya

hiç yürümedik

içimi acı tır düş kırıkları

yaraları m kabuk bağlamışken

geli şin vedadır bana

 

sahipsiz martılar

yuvası z son kuşlar

yorgun ve umudunu tüketen adı mlar

geçer penceremden

hemen geri alınan

emanet bir sevdaydı yaşanan

yokluğ un içimi kanatırken

geli şin vedadır bana

 

deniz mavisini

ve ağ aç yeşilini yitirir

ve ben

seni taşımayı bırakan rüzgarların

soluğunu çekerken içime

ve sensizliğ e alışmışken

geli şin vedadır bana

                                                                                      A.IŞIK

 

 


yok Yorum | Yorum yaz

AŞK GİDER ACISI KALIR - 09:06, 4/8/2006

              aşk gider acısı kalır

 

Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir...Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.Bahardan sonra yaz gelir...Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.Bence öyle basit değil.Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.Çok azdır taze aşk yakalayan. Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.Sonra kış gelir.Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur...Kimi yalnızdır, kimi yorgun...O yorgunlar için kış uykusu başlar...Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar...Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.Ezbere konuştum.Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra..... Nefessiz kalmacasına ağlamalar.Izdırap çığlıkları...Kış..Kış..Kış..... Azap....Ve sonunda doğan gün....Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine....Hatta sonbaharda bile...Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.İçimden söküp aldığı bir şeyleri.Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.Bana bir dün, birde yarın borçlu.Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..Öfkem susmama engel...Ama ikimizin de suçu yoktu...Suçlu yoktu..Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez...Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak...Kendinle savaşmak , hırpalamak...Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır.



yok Yorum | Yorum yaz

HASRETİN SENFONİSİ - 08:26, 26/7/2006

                                                     HASRETİN SENFONİSİ

 

 

O hasret var ya o hasret!
Doğum gibi,ölüm gibi beklenti
Her şeyden fazla etkili
Sürücü güç hayallerin şehrine
Bin atlının koşturduğu çöllerde
Hasret yalın ayak bir koşucu katranda
Kızgın çakıllarda olabildiğince...
Bir de bağırda ateşbaz kumlar,
Dökülür ateş nefesten konuştukça
Camlaşırlar

Ah o özlem
Çıplak vücudumda yalnızca çivi bir gerdanlık
Olan delice özlem...

Ateşlerde yürüten fırtınalar yaratan
Hasret çiçeği kokan aramalar,anmalar,arınmalar
Hangi çağlardan kalma tablet
Bu delici gökyüzü bakışlar...
Tüm yıldızlarla ay aşksa eğer
Hasret kızgın lâvlar gibi yakar.

Kanıyor özlemlerim ağlıyor...
Özlemek doğanın bir hediyesi insana
Ve onun kadar muhteşem bir şey de yok ya!

Hangi renk hasret kokar burcu burcu
Ve dağılır karalara,denizlere gömülür
Hangi ağaç kızıl, ıslak yaprak
Döker özlem olarak tek tek...

Sevgimle bitişik hasretim
Tüm özlemlere talibim, ipoteğim

 

 

 

 


4 Yorum | Yorum yaz

SENİ HATIRLARIM HER GÜNEŞ BATIMIN DA - 11:48, 25/7/2006

 

Seni Hatırlarım

dün oturdum gecenin bilmem kaçında sahil kenarında.
denizi seyrettim..
dalgaların nasıl coşarak kıyıya çarptığını.
sen geldin aklıma..
aşkımızda bizim hep çoşkuluydu..
ama deniz dalgasından vazgeçmedi..
beni de ortak etmek istedi..
ama benim yüreğim, coşkusunu...
çoktan kaybetmişti..
gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
karıştı denizin tuzlu sularıyla.
ismimizi yazmaya çalıştım..denizin kumsalına..
izin vermedi bana..
her seferinde kayboldu senin ismin çoşan dalgalarla..
bir ben kaldım  yalnız başıma.
dönüp baktım coşan dalgalara.
yalvarırcasına haykırdım sen silsen de...
benim aşkım silinmeyecek gibi, kazınmıştır kalbime.
sessizlik kapladı birden ortalığı..
rüzgar bile esmeyi durdurmuştu.
gecenin bilmem kaçında..
yalnızca duyuluyordu kalp atışlarım..
ben sen gibi unutamadım...
aldığım her nefeste bile, seni hatırlarım...


1 Yorum | Yorum yaz
Sonraki Sayfa »